Anayasa Mahkemesi’nde Zühtü Arslan Dönemi Sona Erdi! Arslan, Hangi Konularda İktidarla Karşı Karşıya Gelmişti?

Anayasa Mahkemesi üyesi olarak 12 yıllık görev süresini dolduran Zühtü Arslan, 9 yıllık başkanlığının ardından görevini Kadir Özkaya’ya devretti. Arslan, özellikle son dönemde ‘yargı bağımsızlığı’ ve ‘hak ihlalleri’ konularında iktidarla karşı karşıya gelmişti.

Öyleyse gelin, Zühtü Arslan yönetimindeki Anayasa Mahkemesi’nin hangi süreçlerde iktidar ile kriz yaşadığını hatırlayalım.

2015 yılında AYM başkanlığı görevine başlayan Zühtü Arslan yönetimindeki AYM, 2016 yılında gazeteciler Can Dündar ve Erdem Gül’ün hak ihlaline maruz kaldıklarına karar vermişti.

Bu karar sonrası ilk kez MHP ve AK Parti’nin tepkisini çeken AYM, bu yıldan itibaren farklı süreçlerde ve dosyalarda sık sık iktidar ile karşı karşıya geldi.

2016 yılından beri tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın dosyası da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin hak ihlali kararı vermesi sonrası Anayasa Mahkemesi’nin gündemine geldi.

Anayasa Mahkemesi, AYM’ye bireysel başvuru yapan Demirtaş’ın hak ihlaline uğradığına hükmetti.

Bu karar Türkiye’ye adeta bomba gibi düştü. Cumhurbaşkanı Erdoğan, AYM’nin bu kararına saygı duymadığını, bu karara da uymayacağını açıkladı.

Nitekim, Erdoğan’ın çıkışı sonrası hem AİHM hem de AYM kararlarına rağmen Demirtaş tahliye edilmedi. 

Selahattin Demirtaş dosyası AYM-İktidar çatışmasını büyütmüştü ama bu gerginlik sadece bir başlangıç olacaktı.

Zühtü Arslan’ın AYM Başkanlığı sürecinde karşılaştığı en zorlu sınavlardan birisi HDP’nin kapatılma davası oldu.

Dava dosyasını ilk önce usulden bozarak Yargıtay’a iade eden AYM, sonrasında ise iddianameyi kabul etti. Ancak kesin kararını bir türlü vermedi.

HDP’nin ek savunma süresi istemesi, AYM’nin dosya üzerinde çalışmasından dolayı sürekli ertelenen karar, 19 Nisan 2024 itibarıyla hala alınmış değil.

HDP’ye yönelik kapatma davasının sonucunun AYM’nin yeni başkanı Kadir Özkaya yönetiminde belli olması bekleniyor.

Zühtü Arslan döneminde Türkiye, tarihimizin gördüğü en büyük anayasal krizlerden birisini yaşadı. 14 Mayıs 2023 seçimlerinde Türkiye İşçi Partisi milletvekili seçilen Can Atalay dosyası tüm ülkeyi ayağa kaldırdı.

Vekil seçilmesine rağmen tahliye edilmeyen Atalay, AYM’ye bireysel başvuruda bulundu. Konuyu değerlendiren AYM, Atalay’ın hak ihlaline maruz kaldığını ve bir an önce tahliye edilmesi gerektiğine hükmetti.

AYM’nin kararı sonrası tahliyesi beklenen Atalay, alt mahkemelerin AYM kararını uygulamaması sonrası tahliye edilmedi.

Kriz bununla da sınırlı kalmadı. Konuya ilişkin açıklama yapan bir diğer yüksek mahkeme olan Yargıtay, Can Atalay’ın cezasının onandığını ve AYM’nin bu cezaya karşı bir karar alamayacağını iddia etti.

Yüksek yargı birbirine girdi.

Yargıtay’ın tutumu bununla da sınırlı kalmadı. Yargıtay, Can Atalay konusunda hak ihlali kararı veren AYM üyeleri hakkında suç duyurusunda bulundu.

Yargının tepesinde görülmemiş bu tutum, ülkede büyük bir gerginliğin oluşmasına yol açtı.

Anayasa Mahkemesi başkanı Zühtü Arslan, görev süresinin sonunda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da bulunduğu toplantıda açıkça AYM üstündeki baskı iklimini eleştirdi.

‘Hukuk devletlerinde AYM kararlarına uyulmaması düşünülemez ve kabul edilemez’ dedi.

Zühtü Arslan, başkanlığı döneminde pek çok defa üstü kapalı olarak iktidarı eleştirdi. Yargı bağımsızlığı, güçler ayrılığı gibi konularda hukuk devletlerinin çok hassas olması gerektiğini vurguladı.

Arslan yerine seçilen Kadir Özkaya da Can Atalay Davası konusunda Hak İhlali oyu kullanmış üyelerden birisi.

Bakalım 9 yıllık Arslan döneminin ardından yeni başkan döneminde Anayasa Mahkemesi’nin işleyişi ve iktidarla ilişkileri değişkenlik gösterecek mi?

Yorum yapın